| ||||
|
|
|
BİLİNÇALTININ GÜCÜ “Bu dünyadaki amacımız büyüyüp dağ olmaktır, küçülüp kum tanesi olmak değil” “Damladan vazgeç, okyanus ol” Mevlana
Eğer yerinizden memnunsanız orada kalın, bu yazıyı hiç okumayın. Bu yazı damla olmayı değil okyanus olmayı tercih edenler için yazılmıştır. Aslında bu konularla ilgili derslerde uzun uzun konuşuyoruz. Yine de özetlemek ve aklımızın bir köşesine kazımak için bir tekrar yapmak istedim. Aslında pek çok kişisel gelişim seminerlerinde düşünce sistemi ve bilinçaltı hakkında bilgiler verilmektedir. Bilinçaltı nedir ve bizi nasıl bu kadar etkiler? Zihnimizin iki düzeyi vardır, biri bilinçli akılcı düzey diğeri bilinçaltı ya da akıl ötesi düzeydir. Bilinçli zihnimiz akıl yürüten, yargılayan zihindir. Tüm gün boyunca, beş duyunun gönderdiği bilgilerle çalışır. Bilinçaltımız ise beş duyudan bağımsız çalışır. Kalbimizin çalışması, sindirim solunum fonksiyonları gibi fonksiyonlar bilinçaltı tarafından yerine getirilir. Bilinçaltı, bilinçli zihin ne derse onu yapar. Bilinçaltı 24 saat bu emirleri yerine getirmeye çalışır. Mutlaka her birey kendisi için iyi ve güzel şeyler hayal eder. Ancak stresli ve negatif bir çevre’de yaşamak yalnız bedenimizi değil zihnimizi de zehirler. Doğru ve olumlu düşünme yeteneklerini kaybetmiş, çaresizlik ve problemler girdabında dönen bireyler haline geliriz. Bu yazı da bilinçaltının gücünü sadece fark etmemiz açısından ortaya konulmuştur. Asla kendimizi her şeyi yapmaya muktedir küçük Tanrılar olarak görmememiz gerekir. Bu çok hatalı olur. Sadece içimizdeki potansiyeli keşfetmek için bir yol gösterici olarak görelim. Aslında yeni bir şey kazanmak değil, sadece zaten biz de var olan bir şeyi kullanmayı öğreniyoruz. Potansiyelimiz ve yeteneklerimiz çerçevesinde olabileceğimizin en iyisi olmaya çalışıyoruz. Bilinçaltını kullanmak ve onu programlamak benim hayatımın bir parçası haline geldi. Çok faydalandım ve yaptığım hataları gördüm. Artık birilerini veya bir şeyleri suçlamadan önce kendimde aramayı öğrendim. Her gün zihnimizden 50.000 düşünce geçmektedir. Bu düşüncelerin yoğunlukla olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğuna bir dikkat edelim. “Bu kadar para ben de ne gezer. Daha bir fırın ekmek yemem lazım” “Ben bu işyerinde çürüyeceğim. Nerede ben de o kısmet” “millette torpil var, kardeşim” “Hiçbir zaman kilo veremeyeceğim” “Bu çocuktan ne köy olur ne de kasaba. O kadar da para harcadık” Daha saymaya gerek var mı? Hem kendimize hem de yakın çevremizdeki insanlara bütün gün şevk ve moral verir dururuz! Zaten biz hep acı çekmiş milletizdir! Her an kriz ve işsizlik bekler dururuz. Yani hiçbir zaman iyiyi değil, bilinçaltımız her an kötüyü beklemektedir. Her şey yolunda gidince de şaşarız “ dur bekle bakalım” diye diğerler ininde moralini bozmaya yöneliriz. Çok mutlu, gülen bir insan görünce bir acayip oluruz. Hayatta her şeyin yolunda gitmesi; sağlıklı olmak, mutlu bir evlilik ve işinin olması bizler için uzak bir idealdir. Oysa olumlu bir ruh haline erişmek için tüm bu şartlara sahip olmak gerekmekte midir? Çocukların mutlu olmak için şartları var mıdır? Onlar sadece o anı yaşarlar. “İşte bu yüzden çoğu insan nasıl yaşanacağını, ancak ölme vakti geldiğinde öğrenir. Çoğu insan ömrünün en güzel yıllarını, bir apartman dairesinin odasında televizyon seyrederek geçirir. Çoğu insan yirmi yaşında ölür ve seksen yaşında gömülür.”Evet Robin Sharma ne güzel söylüyor. Daha sağlıklı olmak ve daha iyi bir yaşam yaşamak istiyorsak önce kendi bilinçaltımızı nasıl kullanacağımızı öğrenmemiz lazım. Güzellikleri ve şansı nasıl kendimize çekeceğimizi öğrenmemiz gerekmektedir. Bilinçaltımızı programlamayı öğrenmek için şu kurallara uymamız gerekmektedir.
Bilinçaltı ile ilgili kısa bir bilgi vermekle yetindim. Teknik ve uygulamalar derslerde daha kapsamlı öğretilmektedir. Yazıyı bir Çin atasözü ile bitirmek sanırım özetlemek olur.”Gül veren ele, kokunun birazı her zaman bulaşır” Siz de çevrenizdeki insanlara sevgi, hoşgörü ve iyi dilekler ekin ki bilinçaltınız bu modelleri alarak hayatınıza sevgi ve iyilikleri çeksin. |
|